Footer Logo Fligran

Her Bilim Kurgu Hayranının Oynaması Gereken Oyunlar

Her Bilim Kurgu Hayranının Oynaması Gereken Oyunlar


“Her Bilim Kurgu Hayranının Oynaması Gereken Oyunlar”‘ bu listeyi hem kendi zevklerimi göz önünde bulundurarak hem de bazı kriterler belirleyerek hazırladım.

Video oyunları bizlere, yıllarca unutulmaz ve bir o kadarda ayrıntılı bilim kurgu evrenleri sundu. Bu evrenleri bazen hayatımızdaki sorunlardan kaçmak için kullanırken bazen ise gerçekten orada o evrende olmak yani kendimizi tatmin etmek için kullandık. Fakat bu evrenlerden en çok hangilerini hatırlıyoruz hiç düşündünüz mü? Hangi bilim kurgu evren(ler)ini oynamaktan, gözlemlemekten çok zevk aldık? Aşağıdaki liste oynamaktan zevk aldığım ve belirlediğim 3 kritere uyan oyunlara göre listelenmiştir. Aslında oyundan ziyade ben evren olarak düşündüm. Yani Mass Effect 2 oynayın demek yerine bütün seriyi baz aldım.

Bu 3 kriter;

Özgünlük: Oluşturulan evren tam anlamıyla özgün olmak zorunda değil fakat en azından bizlere bir-iki tane yeni bir konsept, hikaye ve karakter kişiliği sunmak zorunda.

Olabilirlik:  Yaşadığımız evren dünya dahil çok tuhaf  bir yer olabilir, fakat en azından bildiğimiz-yaşadığımız gerçekliğe dair birtakım temelleri içeriyor mu?

Tutarlılık: Oyun kendi içinde tutarlı mı? Başlangıcından itibaren kendi koyduğu kurallara uygun işliyor mu ve kendi içinde tutarlı ve mantıklı mı?

işte bu üç kritere uyan ve oynamaktan zevk aldığım oyunları sizler için listeledim.

 Halo

Covenant adındaki uzaylı birliği “Farklı türden ırklardan oluşmuş bir topluluk”, tüm insan ırkına savaş açar. Savaşın dünyada geçen ilk ayağı insanlar için çok zorlu geçmektedir. Covenant topluluğunun çok gelişmiş teknolojisi karşısında insanlar dayanamamakta olup, kırılıp geçilmektedir. Kısa sürede gezegenin yüzeyi eritilmiş ve yaklaşık 700 milyon üzerinde insan ölmüştür. Kurtuluş olarak ise Spartan Projesi başlatılır. Süper eğitimli askerler ve yüksek teknoloji teçhizatlar sayesinde en azından kara savaşlarında insanlara avantaj sağlanacağı amaçlanmıştır.

Spoiler
Halo 1’in hikayesi buradan başlar. Saldırılardan bir tanesinde dikkati dünyadan uzak bir yere çekmek için Pillar of Autumn “içinde bulunduğumuz gemi” uzayda rastgele bir sıçrama gerçekleştirir. Tesadüfen “Halo” adında bir şey keşfedilir. Forerunners(öncüler) adlı bir ırkın yaptığı ve Covenantların ise tapınma duvarı gibi gördüğü Halo, aslında silah yapmak amacıyla yapımına başlanmış, ama Flood(Sel) adında bir parazitin oluşmasına sebebiyet vermiş yuvarlak yüzüğe benzer bir yapıdır.

Halon’un Flood’u yok edebileceği düşünüldüğü için Master Chief, Haloyu çalıştırmayı dener ama işin aslı bu sırada ortaya çıkar. Halo aslında Flood’u değil onun besin kaynaklarını yok etmektedir ve besin bulamayan Flood’ta açlıktan ölmektedir. Sorun ise Flood’un besin kaynaklarının Covenant topluluğu ve bizlerin(insanların) olması. Bir şekilde Master Chief Halo’yu ve Flood’u yok eder. Hikaye kısaca böyle arkadaşlar.

Metro 2033

2013 yılında bir nükleer savaş meydana geliyor ve Dünya’yı neredeyse mahvediyor, milyarlarca insan ise hayatını kaybediyor. Savaştan etkilenen yerlerin başında ise Rusya ve çorak topraklara dönmüş olan bir Moskova var.

Hayatta kalanlar ise bazı nedenlerden dolayı Moskova Metrosuna sığınmak zorunda kalıyor. Bunun başlıca nedenleri nükleer savaşın etkisi olarak hayvan ve bazı insanların mutasyon geçirmeleri; fareler, ayılar, yarasalar gibi birçok hayvan korkunç yaratıklara dönüşmüş olup. Havada ise yoğun bir biçimde radyasyon meydana gelmiştir. Yani dışarıda gaz maskesi takmadan ve mutasyon geçirmiş canlılardan korunmadan yaşamak mümkün değil.

Birde bunun yanında politika da yüzünü göstermeye başlıyor. Komünistler ve Naziler radikal fikirlerini millete yayma çabasındalar. Bu esnada haydutlar da her zamanki gibi huylarından vazgeçmiyor ve metro tünellerinde hırsızlıklara, cinayetlere ve yağmalamalara devam ediyor.

İşte bu şekilde geçen 20 yılın ardından 2033 yılına geliyoruz. Kahramanımız ve bizim yöneteceğimiz Artyom’un içinde yaşadığı kuzey VDNKh istasyonu, Karaderililer olarak adlandırılan bir grup tuhaf canlının saldırısı altında. Karaderililer diğer mutantların aksine oldukça zekiler ve insanların zihinlerini okuyabilmekteler ayrıca insanlara dokunmadan onları öldürebiliyorlar.

Half-Life

“Yazının başında da belirttiğim üzere serinin bu ilk oyununa bir tren yolculu ile başlıyoruz. Bu yolculuk sırasında ve oyunun devamında Gordon Freeman adlı bir bilmadamını canlandırdığımızı, bu kişinin Black Mesa Araştırma Tesisi‘nde çalıştığını, tesiste ulaşımı sağlamak amacı ile bir raylı sistemin düzenlendiğini ve Freeman’ın yetişmesi gereken bir deneye yarım saat geç kaldığını öğreniyoruz.

G-Man isimli gizemli karakter, özel olarak seçilmiş bir kristali Xen gezegenine giden insan araştırma grubuna teslim eder. Bu kristal yeterince incelenemeden deneyde kullanılır ve dünya ile Xen gezegeni arasında bir portal açılır. Gordon Freeman birkaç kez dünya ile Xen arasında ışınlanmış, Xen gezegenindeki yaratıkların dünyaya ışınlandığını görmüştür. Oyun, yanlış giden bu deneyin ardından Dr. Freeman’ın içinde bulunduğu Black Mesa’dan kaçışını konu almaktadır. Elimizde levye, başlıyoruz vurup kırmaya. Bu kaçış sırasında tesisin büyük bir yıkıma uğradığını, birçok çalışanın yaralandığını, öldüğünü ya da headcrab gibi yaratıklar tarafından zombiye dönüştüklerine şahit olmaktayız.” Yazı alıntıdır, Kaynağı için Tıklayın!

Dead Space

USG Ishimura maden gemisi, Aegis VII gezegenindeki operasyonu sırasında Concordance Extraction Corporation (CEC) şirketine tehlikeli bir durum sinyali gönderir. Bunun üzerine CEC, USG Kellion gemisini bu durumu araştırması için gönderir. USG Kellion, USG Ishimura’ya kenetlenme sırasında bir hata yüzünden kötü bir derecede çok büyük hasar görür ve görevini tamamlamış olan Ishimura’yı araştırırken aynı zamanda da kendi gemileri tamir edip geri dönmeye çalışırlar. Bu sırada Necromorphlar tarafından saldırıya uğrarlar. Saldırılarda, Hammond, Clarke ve Daniels hariç tüm personel öldürülür. Hammond, Ishimura’nın sistemlerinin bozulmasının nedeninin, yakınlarda bulunan bir asteroid takımından kaynaklandığını fark eder. Bu sebeple Isaac Clarke’ı ana sistemi “the core system” onarması için gemiye gönderir. İşte oyun bu şekilde başlıyor. Devamı spoiler içerdiğinden yazmadım.

Mass Effect

Oyun Shepard  yani bizim Eden Prime’daki insan kolonisine gönderilmemizle başlıyor. Kaidan ile gezegene indiğimizde Ashley ile karşılaşıyor ve koloninin Geth ordusunun saldırısı altında olduğunu öğreniyoruz. Geth ordusunun başındaki isim Turian ırkından bir spectre olan Saren Arterius ve Saren gezegenden kaçmadan önce buradaki Prothean işaret kulesini aktifleştiriyor. Biz de bu kulenin yerini buluyoruz ama korkunç bir yan etkiye maruz kalıyoruz; “bir anda gözümüzün önüne savaş ve ölümlerle dolu bir vizyon geliyor.”

Bu arada oyunda RPG öğelerinin olduğunu söylemeden de geçemeyeceğim. Hele ikinci oyunundaki RPG öğeleri yok mu beni benden aldı desem yeridir 🙂 Mass Effect Evrenini daha detaylı tanımak istiyorsanız tıklayın!

Fallout

Oyun 1950 yıllarında baş gösteren paranoya ve Retro-futurism bilim kurgu öykülerinden etkilenmiştir. Bu nedenle ilk oyun 22. yüzyılda geçiyor olmasına rağmen, oyundaki 22. yüzyıl günümüz insanın hayal ürünü değil de 1950’de yaşayan birinin hayal gücünden çıkmışa benzemektedir.

Fallout dünyası İkinci Dünya Savaşı’na kadar dünya tarihi ile aynı çizgide ilerler; ancak bu tarihten sonra ayrılır ve alternatif evrendeki bir geleceği anlatır. Normalde 1950’ler de, geleceğimiz harika görünüyordu. Bütün yemekler hap formunda, isteklerimizi yapmak için bekleyen robotlar, havada uçuşan araçlar… Fırsatlar sonsuzdu! Fallout öngördüğümüz geleceği aldı ve gerçek yaptı. Ne yazık ki, tarihin geri kalanı da değişti ve komünizm tehdidi artık sadece bir tehdit olmaktan çıktı.  Baş sorun haline geldi.

Crysis

Bir ada var ve bu adada özel bir enerji kaynağı var. Enerji kaynağı ise oraya düşmüş bir uzay gemisine ait.  Adaya özel ekip gönderiyor ABD hükümeti. Özel ekipte “NOMAD” isimli askeriz. Ekibin başı ise PROPHET.  Fakat sonradan anlaşılıyor ki adada yalnız değiliz. Aynı zamanda Koreliler de var ve onlarda enerji kaynağının peşindeler. Haliyle ABD hükümeti Kore’nin bu enerjiye sahip olması istemiyor ve biz bu sefer hem onları engellemeye çalışıyoruz hem de enerji kaynağını bulmaya çalışıyoruz. Buraya kadar bir sorun yok normal bir oyunmuş gibi gözüküyor ama öyle değil sonradan farkına varıyoruz ki adada sadece Koreliler ve biz harici birde düşen gemideki enerji parçasını geri almak için uzaylılarda gelmiş. Sonuçta teknoloji onların geri almak en doğal hakları yersen 😀  Kısacası ABD ve KORE savaşırken birde işin içine uzaylılar giriyor ve oyunun sonunda savaşı her zaman ki gibi yüce ABD (yav heheheh) kazanıyor.

Quantum Break

Oyun Jack ve Paul’un deney üzerine konuşmalarıyla başlıyor ve şaşırtıcı bir gerçeği öğreniyoruz; Yapılan deneyler zaman yolculuğunu mümkün kılabilmek için gerçekleştirilmiştir. İşte Paul bu amacın ilk insan deneği olmak için kendini ortaya koyar ve bizden yani “Jack‘ten” yardım ister.

Tam o sırada Monarch adında bir kuruluşun paralı askerleri deneyi sabote etmek için içeri dalarlar. Bunun sonucunda zaman makinesinin içinde hapsolan Paul ve onu kurtarmaya çalışan Jack, makinenin enerji alanı içinde kalırlar.

Deus Ex

Oyun 2027 yılında geçiyor yani 2000 yılında çıkan ilk Deus Ex oyunundan 25 sene öncesi. Zaten bu oyunun hikayesindeki esas amaç ilk oyundaki dünyaya nasıl gelindiğini anlatmak bizlere. Nanoteknolojik augmented’lar daha yeni yeni geliştirilmeye başlanmış, biyomekanikal augmentation’lar ise en üst seviyede. Bu sektörün en güçlü şirketi ise bir anlamda bu teknolojinin yaratıcısı Sarif Industries.

Sarif şu an için bu pazarın önde gelen şirketlerinden ve biz, yani Adam Jensen, ise bu şirkette güvenlik şefi olarak çalışmakta.

Deus Ex, Coğrafya ve zaman çizgisi açısından mevcut dünyamıza benzerlikleri ile gözükse de, günümüzde sahip olduğumuzdan biraz daha uzak bir teknolojiyi betimliyor. Modern zamana olan benzerlikleri belki de oyunun en rahatsız edici tarafı. Orta ve alt sınıflar sefaletten muzdaripken holdingler kâr üstüne kâr  ediyor (Hmmm bu bir yerden tanıdık geldi 🙂 ). Hükumet gözetimi ve yakın polis takibi de cabası bu işin cabası. Ve asıl olay; korkunç bir gelecek projeksiyonu olarak yerel teröristler hükümete karşı çarpışıyor. Belki de Deus Ex’in tarif ettiği gelecek o kadar da uzak değildir, ne dersiniz…

BioShock

Oyun 1960 yılında, içinde bulunduğumuz uçağın “gizemli” bir şekilde kaza yapıp Atlantik Okyanusunun ortasına düşmesiyle başlıyor. Suyun yüzeyine çıktığımızda fark ettiğiniz ilk şey etrafta hayatta kalan tek kişinin biz olduğu oluyor. Etrafımıza detaylı bir şekilde baktığımızda bir adet deniz feneri ve küçük bir adacık gözümüze çarpıyor. O adacığa yüzüyor ve fenerin içerisine giriyoruz. İçeride sizi küçük bir deniz aracı bekliyor ve o araca bindiğimizde bütün oyunun geçeceği Rapture adlı denizaltı şehrine doğru yol alıyoruz.

“Her Bilim Kurgu Hayranının Oynaması Gereken Oyunlar” makalemizin sonuna gelmiş bulunmaktayız. Dilerseniz bu makalemize de göz atabilirsiniz.


TechnoVadi Farkıyla 6 Yarış Oyunu Tavsiyesi


Aydın Bekoğlu

İstanbul Esenyurt Üniversitesi 2 Yıllık Bilgisayar Programcılığı mezunu. Şuan Kocaeli Üniversitesi - Bilişim Sistemleri Mühendisliği bölümünde okumakta olan ve hala ne istediğine tam olarak karar verememiş bir insan oğlu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir